Görsel: Jeff Belmonte from Cuiabá, Brazil (Flickr) [CC BY 2.0], via Wikimedia Commons

Evlilik Sağlığa Zararlı mı?

Evlilik sağlığa zararlı olabilir mi? Yapılan çalışmaların çoğu bunun tam tersini söylüyor: Evlilik sağlığa iyi gelir! Ama durun bir dakika! Bu çalışmaların çoğu batılı ülkelerle ilgili. Acaba Türkiye’de durum nedir? Çağlar Yurtseven ve Hüseyin Kaya, TÜİK’in verilerine dayanarak Türkiye’deki durumu incelemişler. Sonuç: Türkiye’de evlilik sağlığa zararlı! “Olacak şey değil!” demeyin. Çağlar Yurtseven’in yazısını okuyun.

Türkiye’de Büyüme: Son 10 Küsur Yıla Kurumsal Perspektiften Bir Bakış

Murat Üçer ve Daron Acemoğlu, Ekim 2015’de NBER’de yayınladıkları makalede Türkiye ekonomisinin 2002 -2015 arasındaki performansını inceliyorlardı. Murat Üçer bu yazıda, makalelerindeki temel argümanını Açık Ekonomi okurları için değerlendiriyor. Kesinle okumanızı tavsiye ederiz. Hatta bunu okuduktan sonra gidip makaleyi de okuyun. Neden mi? Aklımızı başımıza toplamak için!

Türkiye’de Enflasyon Beklentileri

Barış Soybilgen bu yazıda, enflasyon tahminlerinin başarısını inceliyor ve şu sorulara yanıt bulmamızı sağlıyor: Piyasadakilerin enflasyon beklentileriyle, gerçekleşen enflasyon arasındaki ilişki nedir? Beklentiler, tahminler tutuyor mu? Tutuyorsa ne kadar tutuyor? Tutmuyorsa, ne kadar tutmuyor? Ve daha önemlisi, Merkez Bankası piyasadaki beklentileri yönetmek konusunda ne kadar başarılı?

Yoksa Erdoğan haklı mı? Faiz neden enflasyon sonuç mu?

Faiz mi yumurtadan çıkar, yoksa yumurta mı faizden çıkar? Enflasyon neden midir, yoksa sonuç mudur? “Besle faizi oysun gözünü” deyişinde bir gerçeklik payı var mıdır? Peki, iktisatçılar Erdoğan’ın faiz-enflasyon ilişkisi hakkındaki tezi hakkında ne diyor? Ana-akım iktisatçılar Erdoğan’ın tezini reddediyor. Bunu biliyoruz. Ama bir de Neo-Fisherciler var. Ya da Neo-Fisheritler. Bunlar diyor ki, faizi uzun süre bir yerde tutarsan, enflasyon faize gelir. Yani, düşük faiz, düşük enflasyon; yüksek faiz, yüksek enflasyon!

Peki, Neo-Fishercilerin söylediklerinde doğruluk payı var mı? Cevabı Aykut Attar‘ın yazısında. Okuyunuz!

Genel sağlık sigortası hakkında bazı faydasız bilgiler – 2

Cem Başlevent bu yazıda, genel sağlık sigortası hakkında faydasız bilgiler vermeye devam ediyor. Mesela, sigorta primi ile sağlık hizmetlerinden yararlanacak kişi sayısı arasında bir ilişki olduğunu biliyorsunuzdur. Peki, sağlık hizmetlerinden faydalanacak kişi sayısı arttıkça aile reisinden alınan prim miktarının azaldığını biliyor muydunuz? Tuhaf değil mi?

Genel sağlık sigortası hakkında bazı faydasız bilgiler

Cem Başlevent bu yazıda, genel sağlık sigortası hakkında bazı faydasız bilgiler veriyor. Mesela, Brüt maaşı 7,800 TL olan bir çalışanın ödediği aylık GSS primi yaklaşık 975 TL imiş. Bekar bir çalışan bu paraya özel sağlık sigortasının en kralını – belki saç-sakal tıraşı da dahil olacak şekilde – yaptırabilirmiş! Ama devlet böyle bir tercih yapmamıza izin vermiyormuş…

Atanamayanlar!

Kamuda iş bulamayan üniversite mezunlarımız sosyal medyada oldukça yoğun bir şekilde dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Genel olarak bunlara “atanamayanlar” desek yanlış olmaz. Bu grupta branş öğretmenleri, gıda mühendisleri, ziraat mühendisleri, İİBF mezunları, iş ve meslek danışmanlarından tutunda , su ürünleri mühendislerine kadar pek çok farklı genç mezunlar var. Aslında bu kaynak bir ülkenin kalkınması için temel girdileri oluşturuyor ancak maalesef atıl bir durumda kullanılamıyor. Çağdaş Şirin bu yazıda, atanamayanları tartışıyor.

Ekonomi Liginde İlk 10’a Oynamanın Yolu!

“Dinamik bir nüfusumuz, büyük bir potansiyelimiz var.”, “Kimse bizim gücümüzü teste etmeye kalkmasın.”, “En büyük ekonomi, Türkiye ekonomisi” vb. gibi sözler duymaya alışkınız. Peki bu söylemle uyumlu bir ekonomiye sahip miyiz? Henüz değil. Çağdaş Şirin, bu yazıda, söylemimizle uyumlu bir ekonomi istiyorsak neler yapmamız gerektiğini tartışıyor. “‘İstatistik kafa’mızı çalıştırıp verilere bir bakalım” diyor ve ekonomi liginde ilk 10’a oynamanın yolunu gösteriyor.

Türkiye’de Çok Boyutlu Yoksulluk!

Yoksulluk nedir? Nasıl ölçülür? Kimler yoksul olarak kabul edilmelidir? Yoksulluğun boyutları nelerdir? Bunların hepsi zor sorular. Cevapları konusunda da bir fikir birliği yok. Ne var ki, güncel çalışmalar, yoksulluğun tek boyutlu olmadığını; sağlık, yaşam koşulları, işgücü piyasası vb. gibi çeşitli alanlarla da yakından ilgili, çok boyutlu bir olgu olduğunu söylüyor. Bu güncel çalışmalardan yola çıkan Ayşenur Acar, bu yazıda, Türkiye’deki yoksulluğun daha iyi anlaşılabilmesi ve daha iyi ölçülebilmesi için önerdiği çok boyutlu yoksulluk ölçütünü anlatıyor.