Türkiye’deki dijital uçurum ve “Sanayi 4.0” hayalimiz!

Emin Köksal bu yazıda Türkiye’deki dijital uçuruma dikkat çekiyor ve Bülent Anıl ile birlikte yaptıkları son araştırmayı özetliyor. Bu çalışmaya göre internet bağlantısı olanlar ile olmayanlar arasında hem gelir, hem de eğitim düzeyi açısından büyük bir uçurum var. Köksal, bu uçurumu göz aradı edersek Sanayi 4.0’ın hayal olacağını söylüyor.

Yerli otomobil projesine dair sorular

Uzun süredir hazırlıkları devam eden yerli otomobil projesi geçtiğimiz hafta tanıtıldı. Bir prototip ile karşılaşacağımızı umarken, henüz markası olamayan ama trafiğe çıkmaya hazır bir otomobil ile karşılaştık. Kafamız karıştı! Emin Köksal bu yazıda kafamızı daha da karıştıracak bazı sorular soruyor ve meseleye başka bir açıdan yaklaşmamız gerektiğini söylüyor.

Faizi indirelim, ekonomiyi canlandıralım!

“Bir esnafın camı kırıldığında, camı tamir ettirmek için harcanan para camcının işlerini canlandırır. Camcının geliri artar daha fazla harcama yapar, böylece başkaları da daha fazla para kazanır. Yani cam kırılınca ekonomi canlanır. Öyleyse, ekonomik durgunluk zamanlarında camları indirip, ekonomiyi canlandırabiliriz. Tıpkı faizleri indirip ekonomiyi canlandırabileceğimiz gibi!”

Bu akıl yürütmede bir gariplik var, değil mi? N. Emrah Aydınonat, bu yazıda bizi 1800’lere götürüyor ve camları ve faizleri indirmenin karanlık yüzünü anlatıyor.

Genel sağlık sigortası hakkında bazı faydasız bilgiler – 2

Cem Başlevent bu yazıda, genel sağlık sigortası hakkında faydasız bilgiler vermeye devam ediyor. Mesela, sigorta primi ile sağlık hizmetlerinden yararlanacak kişi sayısı arasında bir ilişki olduğunu biliyorsunuzdur. Peki, sağlık hizmetlerinden faydalanacak kişi sayısı arttıkça aile reisinden alınan prim miktarının azaldığını biliyor muydunuz? Tuhaf değil mi?

Genel sağlık sigortası hakkında bazı faydasız bilgiler

Cem Başlevent bu yazıda, genel sağlık sigortası hakkında bazı faydasız bilgiler veriyor. Mesela, Brüt maaşı 7,800 TL olan bir çalışanın ödediği aylık GSS primi yaklaşık 975 TL imiş. Bekar bir çalışan bu paraya özel sağlık sigortasının en kralını – belki saç-sakal tıraşı da dahil olacak şekilde – yaptırabilirmiş! Ama devlet böyle bir tercih yapmamıza izin vermiyormuş…

Atanamayanlar!

Kamuda iş bulamayan üniversite mezunlarımız sosyal medyada oldukça yoğun bir şekilde dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Genel olarak bunlara “atanamayanlar” desek yanlış olmaz. Bu grupta branş öğretmenleri, gıda mühendisleri, ziraat mühendisleri, İİBF mezunları, iş ve meslek danışmanlarından tutunda , su ürünleri mühendislerine kadar pek çok farklı genç mezunlar var. Aslında bu kaynak bir ülkenin kalkınması için temel girdileri oluşturuyor ancak maalesef atıl bir durumda kullanılamıyor. Çağdaş Şirin bu yazıda, atanamayanları tartışıyor.

Yeni Yıl Hedefleri, Davranışsal İktisat ve Türkiye

Her yıl kendi kendimize sözler veriyoruz. Bu sözlerin çoğunu da yerine getirmiyoruz. Neden? Bu sözleri yerine getirebilmek için neler yapmalıyız? Davranışsal iktisat bu sorulara cevap vermemize yardımcı oluyor. Peki ülkelerin kendileri için koydukları hedefleri değerlendirirken de davranışsal iktisattan faydalanabilir miyiz? Emin Köksal bu yazıda, Türkiye’nin 2023 hedeflerini ve büyük heveslerle dile getirlen kalkınma önceliklerini davranışsal iktisat perspektifinden değerlendiriyor; daha doğrusu kendi değerlendirmemizi yapmamızı sağlayacak temel çerçeveyi sunuyor.

Çağdaşlaşma ve Muhafazakarlaşma

“Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana 90 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, ülkemizde bugünlerde iktidarda olan yönetici kadroların dile getirdiği, ancak içeriği konusunda bir netliğin hâlâ sağlanamadığı Yeni Türkiye betimlemesinin bile, iktisadi anlamda referanslarını Batılı ülkelerin ekonomik yapılarından alması ilginçtir.”

Öner Günçavdı, bu yazıda gündemdeki tartışmalarla yakından ilişkili Çağdaşlaşma ve Muhafazakarlaşma konularını uzun dönemli bir bakış açısıyla ele alıyor.

Korku ve Durgunluk

Elif Çepni, bu yazıda ekonomideki korku ve durgunluğu ele aldı. Korkuyoruz. Ama neden korkuyoruz? Peki kormamız için bir neden var mı? Kormamızın sebebi, son krizi (ve öncekileri) anlamamış olmamız olabilir mi? Ekonomi teorisinin korkumuzdaki payı ne? Korkunun ecele faydası var mı? Yoksa, korkunun ve durgunluğun ilacı ne? Biraz umut işe yarayabilir mi? Okuyalım ve düşünelim.